1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. ÖZGÜR BASIN
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

ÖZGÜR BASIN

A+A-

Önceki gün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ydü.

Gazeteci olarak elbette bugünü kutlamak gibi bir durum söz konusu değil.

Çünkü araştırmalar gösteriyor ki ülkemiz de basın özgürlüğü ciddi şekilde sekteye  uğramış durumda.

Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle bir açıklama yayınlayan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) 1 Nisan 2019 – 1 Nisan 2020 döneminde medya özgürlüğüne yönelik ihlâlleri şöyle sıraladı:

  • ‘Yargı Reformu’na rağmen 85 gazeteci hâlâ hapiste (1 Nisan 2020 itibarıyla bu sayı 86’ydı).
  • Son bir yılda 103 gazeteci, 108 kez gözaltına alındı.
  • Gazeteciler en az 239 günü gözaltında geçirdi.
  • Son bir yılda 28 gazeteci cezaevine girdi.
  • Bu gazetecilerden 9’u hâlâ tahliye edilmedi.
  • 6 gazeteci, iddianame hazırlanmasını bekliyor.
  • 11 gazeteci gözaltındayken darp edildiğini beyan etti.
  • 2 gazeteci çıplak aramaya maruz kaldığını bildirdi.
  • Son bir yılda gazetecilere en az 76 yeni soruşturma açıldı.
  • Gazetecilerin sanık veya davalı olduğu en az 166 yargılama yapıldı.
  • 48 gazeteci beraat etti.
  • Gazeteciler toplamda en az 178 yıl 6 ay 9 gün hapis cezasına çarptırıldılar.
  • Gazeteciler aleyhine en az 148.380 TL tutarında adli para cezası verildi.
  • Son bir yılda en az 37 gazeteci fiziki saldırıya maruz kaldı.
  • Fiziki saldırıya uğrayanların 23’ü ulusal, 14’ü yerel medya çalışanı.
  • Son bir yılda RTÜK’ten medyaya 20 idari yaptırım kararı çıktı.
  • RTÜK toplamda 16 defa yayın durdurdu.
  • RTÜK ayrıca medyaya 1.033.864,00 TL idari para cezası kesti.
  • TGS anketine göre gazetecilerin yüzde 80,8’i sansüre uğradığını düşünüyor, yüzde 78,7’si otosansür uyguladığını belirtiyor.
  • TGS verilerine göre medya sektöründe işsizlik oranı yüzde 25-30 arasında.

Bu tespit ve saptamalar ülkemiz de demokrasi, insan hak ve özgürlüklerinin de nerelerde olduğunun çok açık göstergesidir.

Basının özgür olmadığı bir ülke de demokrasi olur mu?

ATATÜRK VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1924 yılında basını özgürlüğünü şöyle anlatmış:

“Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanmasının, ne derece nazik bir vaziyet olduğunu söylemeye lüzum göremem. Her türlü kanuni kayıtlardan evvel bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi telakkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin her türlü hususi telakkilerin üstünde olan,  yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi zorunluluğu, asıl bu mecburiyettir ki umumi düzeni  temin edebilir. Bununla beraber bu yolda yanılma ve kusur olsa bile, bu kusuru düzeltecek etken ve vasıta basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir”.

Başka söze gerek var mı?

Bu yazı toplam 1402 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.