1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Işık

  3. Nuh’un gemisine zeytin taşıyan güvercin ve hayat…
Yılmaz Işık

Yılmaz Işık

Yazarın Tüm Yazıları >

Nuh’un gemisine zeytin taşıyan güvercin ve hayat…

A+A-

İnsanlık, 2019 yılının 31 Aralık tarihine kadar öyle veya böyle  çok büyük olayları, savaşları saymaz isek günlük yaşamda güzel yaşamış…Öyle güzel, stressiz ve güzel yaşamış ki, o zamana kadar yaşadığını ancak 2020 yılı girince  bahara doğru anlamış oldu…

Çünkü; Koronavirüs belası bütün Dünya’nın gündemini , Dünya ekonomilerini altüst ederken, aynı zamanda Dünya’nın gidişatını da değiştirdi.

Neredeyse Dünya’nın jeopolitik ekseni kaydı yerinden…

Her kesimde köklü değişiklikler oldu. Ekonomik olarak zayıf olan ülkeler sarsıldı…Birden bire Aşı Sektörü önem kazandı…

Aşısı olan ülke şimdi daha güvenli ve daha güvenli bir yol almakta…

Çünkü insanlık artık var olma ile yok olma aşamasına geldi…

***

2019 yılında yaşayan hiç kimse şu öngörüyü aklından geçirir miydi acaba; “Yavu önümüzdeki yıldan itibaren Dünya’yı öyle bir bela, öyle bir bela saracak ki sormayın.

 Herkesi maske arkasına sokacak,

Eve tıkayacak,

Nefes aldırmayacak…

İnsanı doğduğuna pişman edecek…

İnsanların bütün özgürlüklerini yok edecek,

Hal ve hareketlerini kısıtlayacak…”

Kim inanırdı buna?

“Hadi canım sende” derlerdi bunu ön görene…

“Felaket tellallığı yapma işine bak!”

Ama gel gelelim ki öyle oldu…

Ne yaşamımızın tadı kaldı…

 Ne ağzımızın tadı kaldı?

Bakınız şu anda içinde bulunduğumuz ay: Mübarek Ramazan ayı…

Bu ikinci Ramazan ayıdır ki, pandemi içinde kısıtlamalarla yaşamak zorundayız…

Maske tak- maske çıkar…

Ev ile iş arasında,

 Ev ile market arasında,

 Allah göstermesin;

Ev ile hastane arasında…

Gidiyor geliyor insanlık…

Bir önceki yazımda da belirtmiştim;

Gündem öyle değişiyor ki…

Yarının planını bile yapamıyorsunuz…

O hakkı elinizden almış sinsi ve acımasız pandemi salgını…

Halbuki, pandemi olmasa ne hayallerimiz , ne umutlarımız vardı değil mi?

Yaşama sevincimiz doruklardaydı…

 Kovit belası hepsini aldı süpürdü…

Bütün Dünya yaşamı kendi içine çekildi sayılır…

Zaten sanal yaşamın tutkunu hatta esiri olmuş insanlık,

 Şu pandemi sürecinde daha da içine kapandı,

 ki öyle olması gerekiyordu mecburen…

 Güzel şeyleri yazmak kim istemez?

Kim kötü şeyleri yazmak ister?

Mecburiyetten işte…

Ha; bu sonsuza kadar gidecek bir musibet değil elbette…

 Ancak bizim dönemimize denk geldi..

 Bu da bizim şansızlığımız işte…

Hayvan alemi de kendi yaşam döngüsünü sürdürüyor sadece.

 Kendi besinh zinciri ve dünyası içinde hayvanlar alemi yaşayıp gidiyor…

Hatta öyle ki;

Sokaktaki dört ayaklı dostlarımız bile sanki bizim bu durumumuza şaşkınlıkla bakıyor ve sanki şöyle diyorlar:

 “ Yahu bu insanlara ne oldu böyle?

Düne kadar yerlerinde duramazlardı, olmadık çılgınlık yapıyorlardı…

Şimdi maske arkasına gizlenmişler, herkes maske takıyor…

Ne oldu bunlara?”

***

Kim öngördü böyle bir felaketi?

Kim görebildi ?

 Hiç kimse?

Pandemi olmasaydı…

Hayat ve yaşadığımız Dünya nasıl bir yer olurdu?

Yoksam Dünya gündemsizlikten mi kırılacaktı veya canı sıkılacaktı bu kez de?

Biz gene otobüsteki  o her sabah herkes duysun diye devamlı konuşan ve akşam ne pişirdiğini yüksek sesle bütün otobüstekilere anlatan teyze yine sanırım gevezeliğini sürdürecekti?

Yine sanırım parası olan yazın; “ hangi yöreye tatile gidelim?” diye kafa yoracaklardı…

Yine yöresine hiç turist gelmeyen bir beldenin bir yöneticisi çıkıp demeç verecekti belki şöyle diyecekti: “ Aman ha sevgili vatandaşlarım . Biiiz bu yıl bize gelecek olan turiste iyi davranalııım. Turiste kucak açalıııım…”

***

Bu arada pandemiye rağmen emperyalizm de yine o bildik emellerini sürdürüyor. Dünya’nın hangi köşesinde “mızmızlık” çıkartırım  sevdası pandemiye rağmen sürüyor görüyorsunuz…

Bakalım insanlık bu salgın afetini ne zaman def edecek başından…

Bir Ramazan ayına daha böyle sıkıntılı bir ortam içinde girmiş olduk…

Hiçbir şey  sanırım eskisi gibi olmayacak…

Bizler 2019 yılına kadar iyi yaşamış sayılırız bütün bu zor günleri gördükten ve yaşadıktan sonra…

Erişilmesi zor mor dağlara…

Masmavi gökyüzüne…

Uçsuz bucaksız yeşil ovalara…

Martısı ve balığı bol engin denizlere…

Daha bir huzurlu bakmışız demek ki…

***

Eskiden Ramazan ayı da daha bir huzurlu daha bir sakindi…

 Hayat bir nebze olsun kendi içine çekilirdi…

Herkes hem dini vecibelerini yerine getirir hem aralarındaki yardımlaşma duygusu daha da pekişirdi…

Pandemi olmasaydı insanlık ne yapacaktı, nasıl bir yol alacaktı?

Diye sorarken en net olarak bildiğimiz bir şey var elbette;

Eskilerde insanlar hiçbir şey bulamasa o rahat günlerinde can sıkıntısından veya gündemsizlikten olacak, “Hazreti Nuh’un gemisine zeytin taşıyan güvercin, erkek miydi, dişi miydi?”

O konuyu tartışıyorlardı…

Eskiden iyi ve hastalıksız günlerde, avludan avluya ayaküstü sohbete başlamış mahalle sakinlerinden  birisi diğer komşusuna söylediği:

“ Duydun mu kız, Fatmagiller, Kandıra’da denize nazır bir yerde yazlık almışlar, hemi de uygunmuş… Döndüler köşeyi, yaşayacaklar iyicene…”

Sözlerini ne kadar anlamı kaldı şu günlerde?

 “…Hele şu musibeti atlatalım,

Hele şu karanlık tünelden bir çıkalım;

Belki geçim derdinin de bir çaresi bulunur artık…”

Düşüncesi genelde hakim ortama…

Şimdilik bu kadar…

Herkese sağlıklı ve huzurlu, mesafeli Ramazan Ayı diliyorum!

SAĞLICAKLA KALIN!

Bu yazı toplam 2516 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar