1. YAZARLAR

  2. Hakan Avcı

  3. DÜNYA'YA MASKE/TABİATA ELDİVEN
Hakan Avcı

Hakan Avcı

Yazarın Tüm Yazıları >

DÜNYA'YA MASKE/TABİATA ELDİVEN

A+A-

Aylarca yasaklı veya yasaksız sokağa çıkmaktan çekindik. Kendimize ev hapsi verip salgına karşı önlemler aldık.
Caddeler-sokaklar, park - bahçeler , ormanlar-dağlar, göller-denizler, akarsular-çaylar, köyler-kentler, şehirler-metropoller anlayacağınız her yer bomboş kaldı.
Zorunlu haller dahilinde her sokağa çıktığımızda müthiş değişimin farkına vardık.
Her yer tertemizdi, deniz başka güzeldi, hava kendini yeniliyordu. Ağaçlar, bitki örtüsü, mahlukat daha farklı duruyordu. Arkadaşlarımız artık yola kadar inen ve gezen tilkiler ve tavşanlardan, kirpiler-den, kaplumbağalardan bahsediyorlardı.
Denizlerimizde yunuslar vardı.
Kuşlar bile başka uçuyorlardı.
Anladık ki insanoğlu doğanın katiliydi. Tabiat insanların elini çekmesinin ardından kendisini yenilemeye başlamıştı!
Yasaklar kalktı sokağa çıktığımız anda şekil değişti.
Yerlerde uçuşan maskeler, eldivenler, kağıtlar, petler, peçeteler, çocuk bezleri, buraya yazmaya utandığım daha bir çok pislik gelişi güzel atılmaya başladı.
Ciğerlerimizi koruduğumuz maskeler nasıl olur da sokaklara fırlatılırdı, mikrop kapamayalım diye kullanılan eldivenlere ne demeli! Marketlerin önünde dağıtılan eldivenler, elden çıkartılıp imha kutusu yerine nasıl sokağa fırlatılabiliyor (!)
Yine arkadaşlarımız aktarıyor, deniz üzerinde yeni bir ürün geliştirmişiz. Pet ve plastik atıkların yanına maske ve eldiveni eklemişiz! Yani sadece sokağa atmıyoruz denize göle, akarsuya da maske ve eldiven takmaya başlamışız!
Sağlığımız için kullandığımız maske ve eldiveni sağlıksız bir şekilde yollara atan bizler doğanın sağlığını korumadığımız taktirde bize nasıl bir ceza kestiğini hala anlamış değiliz!
Yağmurlarda yaşadığımız su baskınları, doğal felaketler kaybettiğimiz onca can hiç birimize ders olmadı, olmuyor da!
Korku dolu günler yaşayıp, sokağa çıktığımız anda yaşadıklarımızı unutuyor, sonra çektiğimiz onca sıkıntıyı rafa kaldırıyoruz!
Gebze-Harem hattında yolculuk yapan bir arkadaşımız aktarıyor. Sürücü koltuğunda oturan amcamız (yaşı geçkin) içtiği su şişesini kaldırıp camdan yola fırlatıyor. Bizimki doğal olarak tepki gösteriyor, "çöpe atmak çok mu zor?" Alınan cevap ilginç, "onları topluyorlar (!)"
İnsanın içinden yok devenin nalı (!) demek geliyor ama diyemiyorsunuz!
Geri dönüşüm kutusuna at oradan alsınlar!
Market alışverişi yapanlar kullandıkları eldivenleri yere atarsa, maskesini çıkartıp savurursa sağlık bunun neresinde kalır!
Temizlik işçileri sizin köleniz mi?
Onları sağlıksız koşullarda bırakmak vicdanına sığar mı?
Kullanılan her eldiveni veya maskeyi insana zimmetlemek ve imha kutusuna attırmak mı gerekiyor?
Velhasıl kelam değişmiyoruz, kendimizi değiştir miyoruz?
Sonra dönüyor sağlık sistemini, temizlik sistemini eleştiriyoruz!
Oysa kendimizle ilgili yüzleşmek ve özeleştiri yapmak zorundayız!
Apartman katından pata küte halı silkeleyen, giydiğimiz donu (!) kurusun  diye balkondan sallayan, pörtt (!) diye yere sümküren, tüküren, piknik yapıp artıklarını halı gibi piknik alanına seren, arabanın kül tablasını pat (!) diye yol ortasına fırlatan insanlar görmek istemiyorum!
Onların yüzünden eve hapis olmak, bedel ödemek istemiyorum!
Yere eldiven atan, maske fırlatan birisini gördüğüm zaman onu yerden alıp yeniden ağzına ve eline takmak istiyorum!
Bazen dönüşüyorum diyorum ki, toplumsal kurallara riayet etmeyen ve bunları yapanlara para cezası falan vermeyelim! Kabahatler Kanununu bir kenara bırakıp şöyle yapalım;
Bu tarz davranış sergileyenleri bir gün boyunca temizlik işlerinde kullanalım. Çalışsınlar, başkalarının pisliklerini temizlemek nasıl oluyormuş görsünler! Hatta bu cezayı suçun büyüklüğüne göre katlayalım! Süreyi uzatalım!
Ne dersiniz?

Bu yazı toplam 2312 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar