1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. DEPREM HAFİFE ALINIYOR!
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

DEPREM HAFİFE ALINIYOR!

A+A-

Ülkemizi yönetenler zaman, zaman açıklıyor:

“İstanbul’da deprem olursa büyük felaket yaşanacak!”

Olacak iş değil.

Depreme dönük olarak ciddi hiçbir iş yapmayan onun yerine sadece eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılmasını isteyen hükümetin asıl niyeti gerçekten deprem mi, yoksa 14 yıldır ekonomide üretim yerine bel bağladıkları ve bir takım kişilerin köşe olmasını sağladıkları rant üzerine kurulu inşaat sektörü mü?

Yazının başına dönecek olursak, hükümet inşaat sektörü üzerinden ekonomiyi canlandırmak için ‘deprem’ konusu yaratarak özellikle büyük kentlerde yeni toplu konutların yapımının önünü açmak istiyor.

Tabi bu inşaat işlerinde kimlerin malı götürdüğü ise herkesçe malum.

Doğrudur,  ülkemiz deprem kuşağında ve eski binaların ya da riskli binaların yıkılarak yerine daha sağlam konutların yapılması gerekiyor.

Fakat ondan daha önce depreme dönük olarak vatandaşa hangi bilgiyi, eğitimi verdiler, hangi bilinç oluşturuldu?

Yaptıkları sadece deprem korkusu yaymak ve deprem üzerinden  ekonominin canlanması için bir takım absürt projeler oluşturmak.

Türkiye eğer depreme yönelik neler yapmak gerektiğini öğrenmek istiyorsa Japonya’ya baksın. Japonya’da ülkeyi yönetenlerin ve insanların önceliği para, ekonomi falan değil depremden en az şekilde insan kaybı olmadan nasıl kurtuluruzdur.

Zaten bu yapılınca sağlam binalar oluşturuluyor, ekonomi de büyük yara almıyor.

Türkiye’de kapitalizmin en dik alası, acımasızı uygulanıyor ve bu ülkemizde yaşayan her insana yokluk, yoksulluk, açlık, işsizlik olarak geri dönüyor.

Bu gerçekler ortada iken ekonominin iyi gittiğini söyleyenler, Türkiye’nin dünyanın en iyi 20 ekonomisinden birisi olduğu yalanına sarılanların doğal olarak insanların deprem ile korkutması normaldir. 

Çünkü ölümü gösterip  sıtmaya razı etmenin uğraşını hep verdiler ve halende sürdürüyorlar.

 

ORTAK PAYDA DA BULUŞMAK

 

Toplum olarak, ‘tahammülsüzlük’ gibi ortak bir hastalığımız var. 

Dinlemeden, anlamadan her şeye karşı çıkmak, tahammül göstermemek milletçe ortak yanımız var.

Belki de bundan dolayı bu ülke de bu kadar sorun, karmaşa yaşanıyor. 

 Oysa her defasında ifade ettiğim gibi bu topraklarda hepimizin, hangi görüşten olursak olalım ortak yaşamak gibi bir amacımız olmalıdır.

Türk, Kürt, Alevi, Sünni, dinli, dinsiz, doğulu, batılı ayrımcı yapmadan.

Fakat birileri sürekli bu ayrımcılıklar üzerinden beslenerek iktidarlarını sürdürdüler.

Onlar için dökülen kardeşkanı, çatışma, kargaşa iktidarlarının devam adına bulunmaz nimetti.

 Öyle ye, karmaşa ve kaosa sürüklenmiş toplumlar çok daha iyi kullanılır ve idare edilir.

Türkiye’de de durum aynıdır. 1970’lı yıllarda ki sağ-sol çatışmaları, 1980 sonrası laik-anti laik çatışmaları hep bu amaca uygun olarak tezgâhlanıp yürürlüğe konuldu.

Sonuç işte tamda ülkemizin bugün yaşadığı şeylerdir.

Bütün olumsuzluklara reçete ortak payda olan vatanın birliği ve bütünlüğü ilkesine bağlı kalarak Cumhuriyetin ve demokrasinin insana ve yaşama dair bütün kurallarını geçerli kılmak, ayrımcılıkları ortadan kaldırıp yeni bir başlangıç yapmaktır.

 

Bu yazı toplam 1099 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.