1. HABERLER

  2. EMEK

  3. Delikanlıca, “Gönderin” dedim. Pimsa’da işveren süründürüyor
Delikanlıca, “Gönderin” dedim. Pimsa’da işveren süründürüyor

Delikanlıca, “Gönderin” dedim. Pimsa’da işveren süründürüyor

Sendikal örgütlenmede çoğunluğa ramak kala bir işçinin “ihbarı” sonrası sendikanın önlendiği Pimsa’da Hüseyin Hanbaba, hakkını alamayınca çıkışını istemiş. Vermemişler: “Süründüreceğiz politikası var ama Allah büyük, Allah bizim yanımızda.”

A+A-

Haber dizisi: Grevde, direnişte, ücretsiz izinde geçim – 6

 

Sendikal örgütlenme sonrası işten çıkartmalar gerek ülkenin, gerekse bir işçi kenti olan Gebze’nin kanayan yarası. Anayasa ve yasada yeri olmasına karşın çeşitli gerekçeler öne sürülerek yapılan işten çıkartmalar, pandemi sürecinde işverenin koz olarak kullandığı, “ücretsiz izin” uygulamalarına da dönüştü. Türk Metal Sendikası Gebze 1 No’lu Şube’nin çoğunluğu edinmesine ramak kaldığı Pimsa Otomotiv’de 22 Mart’ta üç işçi Kod 29’dan işten atılırken 23 Mart’ta da 15 işçi ücretsiz izne gönderildi. O işçilerden Hüseyin Hanbaba bu yılbaşındaki son zam uygulamalarının ardından hakkını alamayınca çıkışını istemiş. Vermemişler: “Süründüreceğiz politikası var ama Allah büyük, Allah bizim yanımızda.”

MEZUN OLDUĞU YIL KRİZE TAKILDI

Çayırova’da Taşıt Araçları OSB’deki Pimsa Otomotiv’de sendikal örgütlenme sürecinde ücretsiz izine çıkartılan 34 yaşındaki Hüseyin Hanbaba, memleketi Ağrı’dan Darıca’ya altı yaşında iken, ailesiyle birlikte göç etti. Dilovası’nda Yahya Kaptan Anadolu Lisesi (2004) ve Kocaeli Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Kimya ve Kimyasal İşletme Teknolojileri Bölümü (2008) mezunu. Mezuniyet yılı ekonomik krize denk geldi. İş bulamayınca tecilini bozup askere gitti.

PİMSA’NIN SEKİZ YILLIK ÇALIŞANI

Kimya teknisyeni, kimyager olan Hüseyin Hanbaba gönlünü kaptırdığı Derya Hanbaba ile dünya evine bir an önce girmek için askerlik sonrası plastik sektöründe çalıştı. 23 yaşından bugüne toplam 11 yıllık işçilik hayatı olan Hanbaba, sekiz yıl önce girdiği Pimsa Otomotiv’de üç sene önce Ar-Ge bölümünün kurulmasının ardından o bölümde kalite sorumlusu/kalite teknisyeni olarak çalışmayı sürdürdü. 20 kişinin yer aldığı bölümde ücretsiz izne çıkartılan tek kişi oldu. Hanbaba, aynı bölümde sendika üyesi tek çalışan olduğunu söyledi:

“Yüksek maaşlı çalışan olsam, zaten sendika işine girmem. Düşük maaşlıyız. Aldığımız maaşla sadece geçiniyor, bir kenara bir şey atamıyoruz. Kaldı ki Anayasal hakkımızı aradığımızdan, kullandığımızdan ötürü diğer arkadaşlarımla beraber mağdur edildik.”

KEŞKE PATRONLARDA

BİZİM GİBİ DELİKANLI OLSA

Sendikal örgütlenme çalışmasına başlamadan önce birim müdürüyle konuştuğunu kaydeden Hanbaba, “İki çocuğum var. Ya hakkımı verin, ya tazminatımı verin, gönderin dedim. Delikanlıca söyledim. Patron aynısını yapmıyor. Keşke patronlarda bizim gibi delikanlı olsa. Ya da, şimdi çıkışımı ver. Bu konumda, herhangi bir iş başvurusunda da bulunamıyoruz. Süründüreceğiz politikası var ama Allah büyük, Allah bizim yanımızda” diye konuştu.

BU NASIL BİR SEKTÖR DARALMASI

Tamamı sendika üyesi olan işten çıkartılanlar ve ücretsiz izinde olanlara yönelik uygulamada, ‘otomotiv sektöründeki daralma’nın gerekçe gösterildiğini kaydeden Hanbaba, “İyi de benim olduğum 20 kişilik departmanda, sadece beni ücretsiz izine çıkartıyorsun. O departmanda mesai yapılıyor, taşerondan kadroya eleman alınıyor. Dışarıdan eleman alınıyor ama biz ücretsiz izindeyiz” diye konuştu.

SİGARA İÇMEK Mİ YÜZ KIZARTICI SUÇ

Hüseyin Hanbaba, Pimsa’da üç yıl önce kurulan Ar-Ge bölümünde gözüküyor ancak kendi anlatımıyla, Ar-Ge elemanlığı kâğıt üzerinde kalmış. Maaş dâhil sosyal haklarına yansıyan bir durum yok. Aynı süreçte işten çıkartılan üç arkadaşından ikisinin mola saatinde sigara içtiği, bir diğerinin telefonla konuştuğu gerekçesiyle, iftiralar ile işten çıkartıldığını belirten Hanbaba, “Sigortaya bildirdikleri de, Kod 29 yani yüz kızartıcı suç. Sigara içmek, yüz kızartıcı suç mu? Çıkartılan arkadaşlara dair, aleyhlerinde tutulan bir tutanak dahi yok” dedi. Hanbaba şöyle devam etti:

YERİMİ ALANIN İŞ KAZASI

GEÇİRME RİSKİ YÜKSEK

“Benim kalite sorumlusu olarak çalıştığım iki katlı Ar-Ge departmanının alt katında sekiz hat var. Sekizini de ben bakıyorum. Ücretsiz izine çıkarttıklarında, sekiz hattın hiçbirinin mi çalışmayacağını sordum. ‘Sen olmayınca burası çalışmayacak mı?’ dediler. Yerime, işi genelde ofiste olan arkadaşım bakıyor.  

Yaptığım iş, nitelik istiyor. Ben hem üretime bakıyorum. Aynı zamanda ofiste, bilgisayar başında da işim var. Üretimde, makinelerin başlangıç onaylarını veriyorum.

Mesaisinin yüzde 90’ı aslında ofiste geçen yerime bakan arkadaşın, üstlendiği yeni işte iş kazası geçirme riski de yüksek. O ortamda makineler, kalıplar, presler var. Sekiz senedir o işi yapıyorum. O arkadaş benden daha eski ama o işi yapan kişi değil.”

İTİRAZ EDİYORUZ. “İŞİNİZE GELİRSE” DENİYOR

Hüseyin Hanbaba’nın Pimsa Otomotiv öncesi çalıştığı iki işyerinde sendika yoktu. İlk sendikal deneyimini Pimsa’da yaşıyor. Hanbaba kendisini ve arkadaşlarını sendikal örgütlülüğe iten gerekçeleri şöyle izah etti:

“Ar-Ge birimi kurulup bu bölüme alındıktan sonra, resmiyette maaşları yüksek göstermek için ikramiyeyi maaşlara böldüler. Çünkü Ar-Ge personelinin maaşının biraz yüksek olması gerekiyormuş ama eski düzenden, üç ayda bir ikramiyelerimizi vermeye başladılar. İtiraz ettiğimizde, ‘İşinize gelirse. Bu şekilde. Böyle…’ denildi.

ŞİRKET POLİTİKASI…

Ve bu sene yılbaşı zammında yüzde 8 oranında zam aldım. Genel müdür yardımcımız o süreçte Covid idi. Geldikten sonra ilave performans zammını vereceğini söylediler. Genel müdür yardımcımız geldikten sonra yüzde bir de o zam verdi. Toplamda yüzde dokuz, maaş artışımız oldu.

Ama bizim fabrikada yüzde 20 ile yüzde 40 arası oranda zam alanlar oldu. Beyaz yakalıların neredeyse tamamı, yüzde 25’in üzerinde oranla zam aldı. Bunu söylediğimizde, ‘şirketin politikası, yapacak bir şey yok, işinize gelirse’ gibi yaklaşımları oldu.

Kalite müdürüme, ‘O zaman beni çıkartın. Başımızın çaresine bakalım’ dedim. ‘Sen sevdiğimiz arkadaşımızsın. Seni niye işten çıkartalım’ dedi. Ama diğer yandan, hakkımızı vermiyorsunuz.

Yılbaşındaki bu düşük zam uygulamasının ardından çalışanlar arasında sendika söylemleri sıklaşmaya başladı. Hat sorumlusu, vardiya amiri gibi belli başlı kişilere yüzde 20’nin üzerinde zam yaparak kandırdılar. Bu arkadaşlar bir daha sendikanın sözünü etmedi.

‘Onlarda bizle çalışıyor. Onların aldığı hakkı biz niye alamıyoruz’ dedik. Sendikal örgütlenme çalışmasında herkesin emeği var. Biz altı yedi arkadaşla başladık. İlk gittik, sendikayla görüştük. Hatta 10 kişi götürüp üye yaptık. Fabrikada çalışanlarını yavaştan bilgilendirmeye başladık. Sessiz, sakin, çok da iyi gidiyorduk aslında.”

 

SENDİKAL ÖRGÜTLENMEDE

BİR SATIŞ HİKAYESİ…

 

Pimsa Otomotiv’de Türk Metal Sendikası Gebze 1 No’lu Şubesi, çoğunluğu sağlayıp yetkiyi edinemeden tamamı sendika üyesi üç kişi işten çıkartılıp 15’i ücretsiz izine gönderildi. Ancak o çoğunluğu sağlamaya da tabiri caizse ramak kalmıştı. Hanbaba’nın devamında anlattıkları, sendikal örgütlenmede aleni bir ‘satış’ hikâyesi:

“Sendikal örgütlenme sürecinde işten çıkartılan arkadaşlarımızdan Murat Uysal, C.Y adlı işçiyle de konuşuyor. Herkesi üye yapmak zorundayız sonuçta. İkna etmek için birilerine gitmek zorundasın.

C.Y de Murat Uysal’a, ‘Bu işleri biliyorum. Sendikadan da tanıdıklarım var. Ben de size insanları ikna eder, üye toplarım’ demiş. Gece vardiyasında çalışan Murat da bana yönlendirdi. Ben çocuğun yanına gittim. Baktım, konuşmaları şüpheli. Hemen, ‘Toplantı var mı, ben de geleyim. Bu işi organize ettiğiniz gruplarınız var mı, beni de alın gruba’ falan dedi.

Ben biraz şüphelendim çocuktan. Zaten erkesi günü çocuğu İnsan Kaynakları’nın önünde gördük.  O bizi deşifre etti.

C.Y’yi de bizden üç dört gün önce ücretsiz izne çıkarttılar.

-Soru üzerine- Dövmedik, dövme yok ama Adapazarı’na kaçmış. Büyük ihtimalle döndüğünde tazminatını alıp çıkacak. Amacı zaten tazminatını almakmış. Resmen satış oldu.

Deşifre olunca da zaten, hafta sonu saldırdık üyelik için. Üç kişi kalmıştı. Sendikadan haber geldi: 50 kişiyi taşerondan kadroya almışlar. Sen otomotivde daralma var diye 20 kişiyi ücretsiz izine çıkartıyorsun. Yine durmadık. Anayasal hakkımız.  5-10 kişi kala, taşerondan kadroya 30 kişi daha aldılar…”

Dizimizde 10 Mayıs Pazartesi

Onat Profil Alüminyum’da ücretsiz izindeki

Orhan Bileci’nin eşi Nermin Bileci

Sadece yemek içmekten değil. İnsanın psikolojisi de bozuluyor. Annem de burada oturuyor. Destek oluyor ama ne kadar da olsa, psikolojik.

İsteyemiyorsun. Dışarıya pozitif olmak durumundasın. Kime dert yansan, herkes senden beter. Her şekilde ayakta durmak durmak zorundasın. En azından, birbirine moral vermek durumundasın.

 

Bu haber toplam 1027 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.