1. YAZARLAR

  2. Hakan Avcı

  3. BİR ÇIĞLIKTIR MADIMAK! MENEKŞEDİR kORAY'DIR!
Hakan Avcı

Hakan Avcı

Yazarın Tüm Yazıları >

BİR ÇIĞLIKTIR MADIMAK! MENEKŞEDİR kORAY'DIR!

A+A-

Onlar iki kardeştiler!
Annesi kızının adını Menekşe bırakmıştı. Menekşe gibi koksun diye! İki sene sonra dünyaya gelen erkek evlatlarının ismi de Koray oldu. Ayın kor hali!
İki göz odalı bir gecekondu içinde büyüdüler. Anneleri Hüsne hanım onların üzerine titrerdi. Babaları İsmail bey saz sanatçısıydı! Doğal olarak türkü ile büyüdüler. Saz ve semah onların vazgeçilmezi oldu. Nitekim iki kardeş semah ekibinde yer aldılar. Sazın teline dokunulduğu zaman yüreklerinde ateş yanardı. O muhteşem karşılama ile başlayan,  yürüyüşle devam eden, pervazlama (uçma) ile sona eren semah yüce yaratan Allah ile yok olmalarını o küçücük yaşlarında Miraç aşkını tatmalarını sağlamıştı.
Menekşe 14 koray 12 yaşındaydı!
İki ayrı otobüste yola çıktılar! Pir Sultan Abdal şenliklerine katılacaklardı. Bir yıl önce aileleri ile birlikte katıldıkları şenliklerde doyasıya eğlenmiş, kültürlerini yakından tanıma fırsatı bulmuşlardı.
Çok mutluydular!
Onların bu mutluluklarından rahatsız olanlar vardı. Onlar bu rahatsızlığın hiç farkında bile olmadılar. Semah ekibindeki arkadaşları ile birlikte olmaktan, yolculuktan bir yıl önce damaklarında tadı kalan şenliklerden başka düşünceleri yoktu! Yol boyunca hep bunları konuştular. Şakalaştılar, güldüler, saz çaldılar türkü söylediler!
Sivas Kültür Sarayının önünde bir arbede vardı. Bina taş yağmuruna tutulmuştu. Koca koca adamlar sağa sola saldırıyor, önlerine geleni yıkıyorlardı. Bir ara camdan baktılar. Pir Sultan Abdal'ın heykeline tırmanmış heykeli yıkıyorlardı.
"Yakın!" diye bağırıyorlardı!
Olaylar bir süre sonra kontrol altına alındı. Dışarıda sesler kesilmişti. Menekşe ve Koray birbirlerine sarılmış korku ile bir köşeye sinmiş lerdi. Büyükler geldi yanlarına, "hadi çıkıyoruz" dedi. Araçlara bindiler. Korku ile şehrin sokaklarından geçtiler ve Madımak oteline getirildiler.
İki kardeş derin bir nefes aldı. Menekşe "Koray'a sarılıp korkma geçti" dedi. Koray kışın soğuk gecelerinde veya korktuğu zaman  ablasının koynuna girer. O'nun nefesi ile ısınırdı. Korkularını dindirirdi. "Korkmuyorum, sen yanımdasın" dedi.
Bir kaç saat sonra bu kez otel dışında bağırmalar başladı. Büyükleri onlara camlardan uzak durmalarını, odalarında yerde oturmalarını telkin ettiler.
Korku dolu dakikalar yine başlamıştı. Dışarıdaki sesler artıyordu. "Yakın!" diye bağırıyorlardı. Koray ablasına sordu, "bizi yakacaklar mı?"
Menekşe "hayır" dedi. "Korkma sen!"
Kardeşine daha çok sarıldı.
Bulundukları odanın pervazından dumanlar sızmaya başlamıştı. Menekşe kardeşine sarıldı. Artık konuşmuyorlardı. İki kardeş birbirine sarılmış kurtarılmayı bekliyorlardı!
Ama o kurtarma ekibi bir türlü gelmedi!
Ateş önce koridoru sonra odayı sardı. Menekşe Koray'ı öyle sarmıştı ki kurtarma ekipleri onları birbirinden zor ayırdı. Koray nefes alıyordu. Menekşe ölürken o'nu ateş ve dumandan korumaya çalışmıştı. Koray kurtarıldıktan bir kaç saat sonra son nefesini verdi.
Ablası elini uzatmış O'nu bekliyordu. Birlikte semaha durdular!
Mekke ile Mescidi Aksa arasında yolculuğa başladılar!
Önce ceylan gibi yürüdüler! Bu yürüyüşlerinde ayaklarının altında yanan ateşe aldırmadılar. Yakın diye bağıranlara, insanlıklarından utarak baktılar. Bunlar insan olamazdı!
Sonra Pervaza durdular. Uçuyorlardı. Kuş gibi kanatlanmışlardı!
İnsanın insana yaptığı bu zulme inat gülüyorlardı!
Hak'tan alınan Hakka verilirdi. Onlar bu canı O'ndan almış varlıklarını yine O'na teslim etmişlerdi.
Semah ekibinde yer alan Menekşe-Koray Kaya kardeşler  2 Temmuz'da kaybettiğimiz canlarımızdan sadece ikisi!
Size Menekşe ve Koray'ın annesinin sözlerini hatırlatayım:
" Hiç öyle sakinleştirici sözler söylemeyeceğim kimseye; o gün Madımak Oteli önünde, maksadı ne olursa olsun bulunan herkes, 14 yaşındaki Menekşe’m ile 12 yaşındaki Koray’ımın ölümünden sorumludurlar. Benim yüreğim yanıyor, umarım onların da vicdanı sızlıyordur. Ama hiçbirinin evlatlarını kaybetmesini istemem yine de; evlat acısı başka..."
İki evladını birden kaybeden yüreği yanan anne ne diyor?
"Hiçbirinin evladını kaybetmesini istemem."
İşte insanlık bu iki satır sözün içindedir! Tabi insan olana! Tabi salt düşüncesinden dolayı birini katletmeyen, kafasını kesmeyen, yakmayan öldürmeyenlere!
Çaresiz insanları yakarak ölümü terk etmeyenlere, ezdiği bir karıncadan dolayı kendini sorumlu tutanlara.
Semahı bile sıradan bir olay gibi gösteren, dans ediyorlar diyenler Semahın hangi anlama geldiğini bilmeyenler, toplumu mezhepsel parçalanmışlığa sürükleyerek yönetmeye çalışanlar 2 Temmuz Sivas olaylarından ders çıkarmalıdır.
insanlık utancı bu olayın aslında Çorum'da Kahramanmaraş'ta, Malatya'da yaşanan olaylardan bir farkı yoktu.
2 Temmuz Sivas olaylarından bir gün sonra Selimiye köyünde yaşanan katliam ve kaybedilen onlarca insan bu tezgahın hangi amaçla kurulduğunun en büyük göstergesiydi.
Ankara garında patlayan bomba yitirilen canlar karanlık kafaların hayallerinin devam ettiğinin ispatı değil midir?
Et ve tırnak gibi birbirinin içine girmiş can olmuş canan olmuş, yoldaş olmuş insanlarımızı birbirine kırdırmak emperyal güçlerinin en önemli silahıdır.
Unutmayın MADIMAK ateşi sönmemiştir!
Unutmayın karanlık güçlerin bu tezgahları hiç bitmeyecektir!
Unutmayın hepimiz kardeşiz!
Unutmayın kardeşimin ayağına değecek taş hepimizin yüreğini incitir. 2 Temmuz hepimizin yüreğini yakmıştır. Orada insanlık yanmıştır. Madımak'ta bir neslin hayalleri küllenmiştir. Menekşelerin, Korayların hayatları söndürülmüş, yüzlerce aile ateşe atılmıştır.
Unutmayın!
Unutmayın!
Unutmayın!

Unutturmayın!..

Bu yazı toplam 2517 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar