1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Işık

  3. Arılar kaybolursa ne olur?..
Yılmaz Işık

Yılmaz Işık

Yazarın Tüm Yazıları >

Arılar kaybolursa ne olur?..

A+A-

Pandemi, politika, geçim sıkıntısı derken, mevsim döngüsü sessiz bir şekilde devam ediyor. Kuzey Yarımküre’de baharın tüm işaretleri  görünmeye başladı…

Geçen sonbahar  bizim buradan sıcak ülkelere geçiş yapan leylekler çoktan tekrar dönüş yaparak yuvalarına yerleşti bile…Balkanlardaki insanlarımız ise oraya dönüş yapan leylek çiftlerinin çoktan kuluçkaya yattıklarını bile haber veriyorlar…

Dünya’yı etkileyen korona pandemisi tüm hızıyla mutant varyasyonlar geçirerek insanoğluna meydan okumayı sürdürüyor. İnsanoğlu da buna karşı olarak aşı silahını devreye koydu…

Onun için tırnak içinde söylüyorum, (Önünüze gelen aşı seçeneğinden başka seçenek yok bu anlamda. Başka da bir çaba istemez…).

Bahar tüm güzellikleriyle kendini göstermeye başladı…Ormanlar, ovalar, vadiler yeşillendi, kır çiçekleri açtı..

Önce kardelenler, arkasında sarı çiğdemler, mor arap sümbülleri derken şimdi de mor menekşeler yer yüzünü süslemeye başladı…

Haliyle bahara dönüşürken mevsim, Güneş de daha çok kendisini göstermeye başladı…

Bütün bir kışı kendi yer altı sığınaklarında geçiren, kaplumbağları, kirpileri görmeye başladık yakınımızdaki ormanlarda…

Tabi bahar çiçekleri açınca yer yüzünün en çalışkan uçan böcekleri sayılan arılar da vızırdamaya başladı…

***

Arı, Dünya’nın en ilginç ve hiç durmak bilmeyen enerjisi ile çiçek, çiçek dolaşarak topladığı poleni yuvasına götürüp bal yapan bir canlıdır…

 Her ne kadar da bilim bu ilginç kanatlı hayvanın bir çok bilinmeyenini çözmüş gibi görünse de benim için halen gizemini koruyan bir varlıktır…

Her zaman özellikle bal arılarına karaşı bir ilgim ve merağım vardır, ama tabi ki arıcılıkta iddialı değilimdir…

Herkesin işi kendisinedir. Herkes bildiği işi yapmalıdır…

***

“Bal arıları yok olduktan 4 yıl sonra insanlık biter”…Bu sözler, Dünyanın en ünlü bilimadamlarından Albert Einstein’a ait. Albert Einstein, arıların insan için hayati öneme sahip olduğunu açıklamıştı. Yaşamış en zeki insanlardan biri olarak gösterilen Einstein, “Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır.” Demiş ve arıların yeryüzündeki besin zincirine dolaylı alarak yaptığıı çok önemli katkıya işaret etmişti.

Arı çok çalışkan aynı zamanda çok zeki bir canlıdır…

Ancak bir o kadar da narindir…

Bal arısı iklim koşullarından çabik etkilenir…Eğer güneş var iken çıktığı polen toplama yoolculuğunda çok uzaklara giderse ve birden bire hava değişip de soğuk çıkarsa sığınacak yer bulamazsa oracıkta can verir…

“Tükettiğimiz her 3 öğünden biri arılar sayesinde mümkün” diyor bilim adamları…

Bal arıları o kadar önemli ki eğer ölürlerse binlerce ekin de beraberinde ölür. Bu da ilerleyen yıllarda milyonlarca insanın açlık çekmesiyle sonuçlanır.

Dolayısıyla arının görevi sadece bal üretmek değil, bitkiden bitkiye tohumlama yapma görevi de vardır…

Bu çalışkan gizemli canlıların yer yüzündeki çalışma görevi o yüzden çok hayati öneme sahiptir…

Bugün emperyalist ülkeler kendi emelleri için Dünya’yı parsellemeyi sürdürürken,

Her geçen gün Dünyamızın çevresi daha da kirlenirken,

 Aşırı kirlenme de global ısınmayı ve kutuptaki buz erimelerini tetiklerken

En büyük gereksinim artık taze ve kirlenmemiş su ile sağlıkıl gıda ve tahıl üzerine yoğunlaşmaktadır…

Siz neden İsrail’in yıllardır çok korunaklı depolarında hep çeşitli bitkilerin tohumlarını muhafaza etmeye başladığını sanırsınız?

Çünkü geleceği görüyorlar.

 Onlar da biliyor ki, yakın gelecekte Dünya’daki kavgalar, temiz su kaynakları ile verimli tahıl ekilen topraklar üzerine olacaktır…

Dolayısıyla ekosistemin vazgeçilmez çok çalışkan” işçileri olan arıların da bu anlamda büyük görevleri vardır…

***

Bulgaristan’a bir ziyaretimde, bir köyümüzde, 25 yaşlarında gencecik bir insan, hem market işletiyor, ama aynı zamanda en büyük hobisi ise arıcılık olduğunu söylemişti bize…

“Abi, demişti…”Arılar artık daha çabuk etkileniyor iklim ve  çevre kirlenmesi koşullarından. Çok sayıda arının kitlesel olarak öldüğünü görüyoruz. Arıları kurtarmak için tarımsal ilaçlar üzerinde kontrol gerekir… Haşere için bahçeye atılan tarımsal ilaçların bir çoğunun arıları öldürdüğünü bilmeyen yok… O yüzden biz arılarımızı daha korunaklı yerlere, dağlara kaçırıyoruz, oralara götürüyoruz, hatta kayalıklarda onlara kovan hazırlıyoruz…”

Arılar ölürse, insanlık da ölür diye boşuna dememişler…

Geçtiğimiz yıllarda arıları öldüren yeni böcek ilaçları tanıtıldı. Neonicotinoid'ler bunların içerisinde en çok göze batanı imiş. Bu kimyasal, nikotin ailesine benziyor ve 90'larda DDT'ye bir alternatif olarak üretiliyormuş. Arılar, polenleme sırasında zehirli su aracılığıyla zehirle temas ediyorlarmış. Sıkça da bu zehiri kovana getiriyorlarmış. Burada biriken zehir yavaşça tüm koloniyi öldürüyormuş böylece. Toksinler, arılara birçok şekilde korkunç zarar veriyor. Yeterli doz ile kasılma, felç ve ölüme yol açabiliyorlar. Az bir miktarı bile ölümcül olmaya yetiyormuş.

Uzmanlar böyle uyarıyor…

Belki kıyıda köşede bu konu önemsiz gibi gözüküyor ancak yakın yıllarda  Allah korusun savaşların bise su ve gıda yüzünden çıkacağı varsayıldığında, bize gıda sağlayan ekosistemin mükemmel çalışmasında bu gizemli ve çalışkan “Dünyadaşlarımızın” çok büyük rolü ve önemi vardır…

1998'de 5 milyon olan kovan sayısı bugün 2.5 milyona düşmüş.

Arı sayısı bir şekilde hızla azalmaya devam ediyor…

Arılar ortadan kaybolmaya başladılar, yani ölüyorlar. Milyonlarca kovan geçtiğimiz yıllarda işlevsiz hale gelmiş. Dünya çapındaki arıcılar yıllık %30 - %90 kayıp yaşamaya başlamış…

Arılar sadece severek tükettiğimiz balı üreten canlılar değil koca bir ekosistemin ahenk içinde varılmasına çok büyük katkı sağlayan canlılardır…

Diğer canlılar gibi arıları da gözümüz gibi koruyalım ki, Dünyamız,çiçeksiz, buğdaysız, sebzesiz, meyvesiz ve balsız kalmasın!

Bu konuda şimdilik bu kadar…

Sağlıcakla kalın!

Bu yazı toplam 2657 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar