1. YAZARLAR

  2. BARBAROS TANTAN

  3. Onurlu duruş
BARBAROS TANTAN

BARBAROS TANTAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Onurlu duruş

A+A-

Hemen herkesin bildiği dizelerle başlayıp, sürdüreceğim. Çünkü, bu dizelere konu olan insanlar ve onların sorunlarını dillendiren insanlar her daim mağdur edilmiş ve hep ötekileştirilmiştir.

Gün doğarken her sabah/Bir kız geçer kapımdan
Köşeyi dönüp kaybolur/Başı önde yorgunca
Fabrikada tütün sarar/Sanki kendi içer gibi
Sararken de hayal kurar/Bütün insanlar gibi

Bir evi olsun ister/Bir de içmeyen kocası
Tanrı ne verirse geçinir gider/Yeter ki mutlu olsun yuvası.

Dışarda bir yağmur başlar/Yüreğinde derin sızı
Gözlerinden yaşlar akar/Ağlar fabrika kızı...
Oysa yatağında bile/Birgün uyku göremez
İhtiyar anası gibi/Kadınlığını bilemez.

Makineler diken gibi/Batar hergün kalbine…

Şiiri neden başa yazdığımdan önce, sözleri ile şarkısını belleklere kazıyan müziğinin Bora Ayanoğlu'na ait olduğunu söylemeliyim.
Ayanoğlu, 'Fabrika Kızı' adını verdiği şiirini 1969 senesinde, Unkapanı’ndan geçerken hep gördüğü Cibali Tütün Fabrikası işçilerinden yola çıkarak yazıp bestelemiş, sonra da müziğini yaratmış. 
Hemen ardından feminist çevrelerin “neden kadın evde sarhoş kocasını beklesin, neden evde yün örsün” gibi eleştirilerini göğüslemek zorunda kalan Ayanoğlu, verdiği yanıtta "Bunu, şarkının özünün tam kavranılmamış olmasına bağlıyorum. Ben dünyayı kadınların düzelteceğine inananlardanım” demiş.
Bütün bunları neden yazdığıma gelince...
Şarkıyı, ilk kez, yaşı şimdilerde 80'in üzerine çıkmış olan Alpay'dan dinlemiş ve heyecanlanmıştım. (O heyeca halen devam ediyor.)
Çünkü, müzik piyasasında pek cesaret edilemeyen bir tarzı, sınıf karakteri gözetilerek yazılmış ve bestelenmiş şiiri, ülkenin kalburüstü ses sanatçılarından biri günlük hayatımıza armağan ediyor ve büyük beğeni kazanıyordu.
Ülke yönetimini o dönem elinde tutan merkez sağın laik yaklaşım sahibi siyasetçileri dahil, Alpay'a kimse gıkını çıkartmamıştı.
Düzen yine aynı ama bu kez dümeni elinde tutan muhafazakar-liberal-islamcı anlayış, bugün o kadar hoşgörülü olamıyor.
Alpay, son konserinde "Sıradaki şarkı devlet tarafından katledilenlere gelsin" ifadesini kullandığı sırada sahnede Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Berkin Elvan fotoğrafları gösterilince hakkında kıyamet kopuyor. 
Muhterem bir zat şikayetçi oluyor ve Alpay hakkında, "terör örgütü üyelerini övdüğü ve devleti aşağıladı" gerekçesi öne çıkartılarak jet hızıyla soruşturma başlatılıyor.
Bu olayın beni üzen ve öfkelendiren yanı,
söylediklerinin arkasında duran ve bu vurguyu yapma ihtiyacı hisseden Alpay'ın ismi üzerinden yaratılmak istenen algıdır. 
Alpay'ın karşılaştığı yaklaşımın elbette ki sosyolojik nedenleri var. Ama, gelinen noktada daha çok siyasal ve ideolojik nedenlerin öne çıktığı görülüyor.
AKP-MHP ittifakının kurmaya çalıştığı ve işçi sınıfı ile emekçileri boğmayı hedefleyen yeni düzende ne Alpay'a, ne de seslendirdiği şarkılar ile düşüncelerine yer var.
Cumhur ittifakı diye anılan, varlığını  ötekileştirme üzerinden sürdürmeye çalışan iktidar bloku, rüyalarında kabus görmelerine neden olan ÜÇ FİDAN ve GEZİ ÇOCUKLARI'nın anılmasına bile tahammül edemiyor.

Bu yazı toplam 948 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.