Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘dindar nesil
yetiştireceğiz’ diyerek aslında en büyük hakareti dindar vatandaşlarımıza
yapıyor.
Öncelikle herkesin, dindar ile dinci kelimelerinin
anlamını bilmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde, dini kullananların gerçek niyeti
ortaya çıkar.
Dindar, dinine bağlı ve dinini kendi içinde yaşayan
demektir.
Dinci ise, din olgusunu araç olarak kullanıp bu
sayede çıkar elde etmek isteyenlerdir.
Dindar insanlar yaptıkları ibadetin reklamını
yapmazlar. Dindar insanları fark edemezsiniz bile.
Çünkü ibadeti kendi içlerinde yaşarlar.
Yani ibadeti Allah ile kul arasından dışarıya
sızdırmazlar.
Dinci insanlar ise dini kullanırlar.
Siyasetçi olanlar oy için kullanır.
Magazin dünyasında olanlar gösteriş ve reklam için
kullanır.
Paraya tapanlar dini para kazanmak için kullanırlar.
Medyanın içinde olanlar ise, insanları sömürmek,
kandırmak ve gazete satmak için kullanırlar.
İnsanların dini duygularını sömürerek paralarını
toplayıp daha sonra ortadan kaybolanları, üfürükçü ya da benzeri batıl
inanışlarla insanlara zarar verenleri çok gördük.
İnsanlarımızın büyük bölümü, konu ‘din’ olunca ne
yazık ki sağduyulu ve gerçekçi düşünemiyorlar.
Din tüccarlığı yapanların oyununa geliyorlar ve
kandırılıyorlar.
Dindar nesil yetiştirme sözü bile başlı başına din
tüccarlığı yapmaktan başka bir şey değildir. Yıllardan beri din üzerinden
siyaset yapıyorlar ve sonu gelmiyor. Gelmez de. Çünkü konu din olunca ne yazık
ki insanlarımız kutuplaşmış bir şekilde düşünüyorlar.
Dindar nesil yetiştireceğiz diyen ‘müslüman’ oluyor!
Yaptıklarıyla söylediklerini eleştirenler de din düşmanı ilan edilecek.
Dün bazı DİNCİ (!) gazetelere bakınca her şey açıkça
ortaya çıktı zaten. Amaçlanan o çirkin hedefe hemen ulaşıldı.
Başbakanın dindar nesil yetiştireceğiz sözünü
eleştirenler peşinen din düşmanı ilan edilmiş bile! Zaten istenen kutuplaşma
buydu!
Ya taraf olacaksın, ya da bertaraf!
Müslümanlık hoşgörü dinidir. Ama ağızlarından
düşmanlık salyaları akıtanlar, kendisi gibi düşünmeyenleri düşman gibi görenler
Müslümanlık adı altında insanları bölüyorlar ve farklı olanları hedef
gösteriyorlar.
Ve ne yazık ki bunu din adına, dindar maskesi ile
yapıyorlar.
Bazı şeyler planlı ve eş zamanlı yapılıyor.
Atatürk’ün gençliğe hitabesinin ayet olmadığını da aynı dönemde dile
getiriyorlar.
Atatürk düşmanlığı yapanlar umarım bir gün bu
nankörlüklerini anlarlar. Atatürk olmasaydı acaba dinlerini böyle kolay
yaşayabilecekler miydi? Camilere gidebilecekler miydi?
Din aleyhtarı gibi gösterilen Atatürk, bazılarının
aksine gerçek bir dindardı. Bilmeyenler bilsin, camide hutbe veren ilk ve tek
cumhurbaşkanıdır ayrıca. Atatürk, “Bütün dünyanın müslümanları Allah´ın son peygamberi
Hz. Muhammed´in gösterdiği yolu takip etmeli O’nu örnek almalı ve İslamiyet´in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli” diyordu.
Peki ya bugün meydanlarda din
üzerinden siyaset yapanların ağzından bu sözcükleri duydunuz mu hiç?
Çocukları Amerika’da bursla okuyan, trilyonluk
gemicik sahibi olan, çevresindekilerin de zenginlik içinde yüzdüğü bir
başbakanın dindar nesil yetiştireceğiz derken hangi dine mensup dindar nesil
yetiştireceğini de açıkça belirtmelidir.
İslam dinimiz tarafından yasaklanan zina acaba
hangi hükümet döneminde yasak olmaktan çıkarılmıştır?
Ve yine, dinimiz tarafından yenilmesi yasak olan
domuz etinin satışı hangi hükümet döneminde serbest hale getirilmiştir?
Yıllarca Müslüman katliamı yapan İsrail’e en yağlı
ihaleler hangi hükümet tarafından verilmektedir?
Türk askerlerinin kafasına çuval geçiren sömürgeci Amerika’nın
her dediğini kuzu kuzu yerine getiren ve onların Büyük Ortadoğu Projesi’ndeki
‘ara elemanı’ hangi hükümet acaba?
Tüm bunları başka bir parti yapsaydı bugün sokaklar
‘din elden gidiyor’ diye dolup taşmayacak mıydı?
Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayanlar acaba
fuhuşu ve domuz etini nasıl kabullenmiş olabilir dersiniz?
Yetiştirmeyi düşündüğünüz dindar nesil acaba böyle
bir nesil mi?
Eğer böyle ise, vay bu memleketin ve Müslümanlığın
haline!