1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. GEBZE İSTANBUL’A BAĞLANSIN!
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

GEBZE İSTANBUL’A BAĞLANSIN!

A+A-

Gebze nereye bağlıdır?

Kocaeli mi, İstanbul mu?

Kâğıt üzerinde Kocaeli diye yazıyor fakat iş dünyası başta olmak üzere bir takım çevreler Gebze’yi sürekli İstanbul’a bağlı bir ilçe olarak göstermeye devam ediyor.  

Bunu sehven falanda değil bizzat bilerek ve isteyerek yapıyorlar.

Çünkü İstanbul bir marka ve onunla anılmak istiyorlar.

Bölgemiz de bulunan birçok büyük firma ve kuruluş iletişim adresine ‘Gebze-İstanbul’ diye yazıyor.

Kimi zaman acaba diyorum bunu yanlışlıkla mı yazıyorlar.

Durum tabi ki öyle değil.

Firmalar İstanbul gibi bir isimle anılmak istiyor.

Tek başına Gebze onlar için hiçbir şey ifade etmiyor.

 Adamların fabrikası, üretim yeri Gebze’de fakat Gebze’nin sokağını, yolunu bilmez.

TEM’den gelir ve geldiği gibi geri döner.

Onlar için Gebze adresten ibaret bir yerdir.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Gebze İstanbul eyaletinin Üsküdar sancağına bağlı bir kasabaymış.

Aradan geçmiş 500 yıl Gebze’nin bağlı olduğu vilayet Kocaeli olmuş fakat kasaba algısı  aynen sürüyor. Kentleşemeyen, merkezden idare edilemeyen, her açıdan 50 km ötedeki İzmit’e bağımlı hale getirilmiş Gebze’den bu saatten sonra ne olur artık kestirmek güç.

İl olmamız gerektiğini o kadar çok yazdık ki artık biz bile bıkıp, usandığımız için buna inanmamaya başladık.

Ayrıca bana soracak olsalar Gebze’nin İstanbul ile anılmasından hiçte rahatsız değilim.  Keşke İstanbul sınırlarında bir ilçe olsaydık belki de bugün yaşanan bir çok sorunu yaşamazdık.

Bence artık müstakil il olmak yerine  Gebze’nin  İstanbul’a bağlanması yönünde  çaba gösterilmelidir.  Çünkü il yapılması mümkün gibi görülmeyen Gebze  İstanbul’un bir parçası olarak daha iyi konuma ulaşır.

 

YAŞAM AKIP GİDİYOR

 

Yaşam kendi içinde evrilip gidiyor.

Zaman su gibi akıyor.

Acılar yaşıyoruz kimi zaman.

Kimi zaman ise sevinçler.

Ne kalp kırmaya, ne birisini incitmeye değmiyor hiçbir şey.

Çünkü ölüp gidiyoruz.

Geride ne bıraktığımız önemli.

Nasıl anılacağımız.

Güzel ahlaklı doğru insan olarak mı yaşayacağız, yoksa yaşamın her türlü zevkini tatmak için her türlü pisliğin içine batacak mıyız?

Sorunun yanıtı herkese göre farklı.

Kimi diyor ki, ‘Üç günlük dünya ben zevkime, eğlenceme, gezmeme tozmama bakarım. Her gün bir kadınla veya erkekle günümü gün ederim. Satmışım anasını bu dünyanın, bir daha mı geleceğiz’.

Kimisi ise, ‘ Ben iyi bir insan olarak yaşamak istiyorum.

Erdemli, ahlaklı bir yaşam sürmek istiyorum.

İnsanlara yararı olan birisi olmak istiyorum.

Yaşamın sadece eğlence ve para olmadığını biliyorum’.

İnsan çeşit, çeşittir.

Herkesin doğrusu kendisinedir.

Ancak doğru tektir.

En güzeli ahlaklı, doğru bir insan olarak yaşamaktır.

Benim görüşüm bu. 

Bu yazı toplam 628 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.