1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. FAŞİZM GÜNLERİNDEN BUGÜNE
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

FAŞİZM GÜNLERİNDEN BUGÜNE

A+A-

16-17 yaşlarında iken Gebze’den her gün İstanbul Beyoğlu’nda ki işyerine sabah erken saatlerde gidiyor akşam geç saatlerde ise geri dönüyordum.
Tam da 12 Eylül darbesinin olduğu günlerdi.
Gebze Aksapağı’nda asker ve polisler tarafından kimlik kontrolü yapıldıktan sonra belediye otobüsüne biniyor tren garına gidiyordum.  Orada garda yine bir arama oluyordu ardından banliyö trenine biniyor Haydarpaşa’ya yolculuk yapıyordum.  Trenden inerken bir arama daha, sonra Karaköy vapuruna binmek isterken yine asker veya polis tarafından kimlik kontrolü yapılıyordu. Karaköy’de vapurdan indiğimiz de bizi yine asker ve polisler karşılıyor arama ve tabi ki kimlik kontrolü. Bu işlemlere akşam iş dönüşü Gebze’ye dönerken aynı şekilde maruz kalıyorduk.  
Gün içinde sanırım 10-15 kez kimlik kontrolü ve arama yapılıyordu. 
İlk başlarda bizi psikolojik olarak tedirgin eden bu uygulama sonrasında umursamaz olmuştuk. 
Çünkü demokrasi, insan hakları, yasalar, özgürlükler yoktu ve bizim de artık bu baskı döneminde yapacağımız bir şey kalmamıştı.
Yani biz o zamanın genç kuşağı faşizmin en debdebeli dönemini yaşadık.
Birey olarak haklarımız ve özgürlüklerimiz elimizden alındığı için Nazi Almanya’sında ki gibi bir yönetim anlayışının baskılarına maruz bırakıldık.
O zamanları yaşayanlar demokrasinin, özgürlüğün, insan haklarının değerini çok daha iyi anlar.
Çünkü bu haklar özgür birey ve insan olmanın en önemli nedenleridir. 
Hani bize çoğu zaman ‘dış güç’ olarak sürekli kötüledikleri kimi ülkeler vardır, Almanya, İngiltere falan.  Kısmen doğrudur çünkü onlar emperyal güçlerdir. 
Ancak demokrasi, insan hakları, medeniyet konusunda bizden çok ilerideler.
Bunlarda ki demokrasinin onda biri hala ülkemiz de yok. 
Mesela siz Almanya’da 1945 sonrası darbe yapıldığını, insan haklarının askıya alındığını, muhaliflerin hapse tıkıldığını duydunuz mu?
Veya İngiltere’de, İsveç, Fransa’da…
Yok.
Çünkü demokrasi tüm kurumlarıyla bu ülkelerde egemen.
KURTULUŞ REÇETESİ 
Seçimlerde bir parti iktidara gelir, öteki seçimde o gider başka bir parti iktidar olur.
Sistem kişiye, aileye, gruba veya etnik kökene, dinsel bir argümana göre değişmez, değişemez, değiştirilemez. 
Demokrasi muhafaza edilir, insan hakları, özgürlükler geliştirilir, korunur.
Şimdi bunlar ‘dış güç’ ve ‘ülkemizin gelişmesini istemiyorlar’  safsatasına ben inanmıyorum.
Senin neyini istemeyecek, demokrasin yarım, insan hakları, özgürlüklerde Uganda ile aynı düzeydesin, gelir eşitsizliği yaşanıyor, yokluk ve yoksulluk tırmanıyor.
Neyini kıskansınlar istemesinler?
Türkiye’nin kurtuluş reçetesi nettir. 
1923’te inşa edilen Cumhuriyet ve devrimlerdir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği, muasır medeniyettir.
 

Bu yazı toplam 532 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.