1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. ESKİ GEBZE HAYALLERDE KALDI
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

ESKİ GEBZE HAYALLERDE KALDI

A+A-

1978 yılının sonlarıydı, İstanbul'dan küçük bir kamyonetle Gebze'ye  göç yolculuğumuz başlamıştı. Kamyonetin  kasasında  eşyaların arasında sıkışmış vaziyette  son kez mahallemize bakıyordum.
Sonra  kamyonet  hareket etmeye başlayınca  önce mahallemiz bir süre sonra ise İstanbul gözden kayboldu.
Hınca hınç insanlarla dolu koca şehir artık çok uzakta kalmıştı.
Sonra Gebze'ye geldik.
İstanbul'un hemen bitişiğinde ama unutulmuş, fark edilmemiş bir tenha kasabaydı.
Işıl, ışıl İstanbul  Caddelerinden, toz ve toprak içindeki Gebze bize ilk zamanlar hiçte iyi gelmemişti.
Ancak bir süre sonra  Gebze'ye alıştık ve benimsedik.
Şimdi anlıyorum ki Gebze aslında o zamanlar çok daha güzelmiş.
Akse Sapağında ki mahallemiz de tek, tük evler vardı. Bu evler genelde tek katlı ve bahçeliydi. Her evin bahçesinde ise mutlaka  su kuyusu bulunurdu, çünkü o yıllarda daha her içme suyu şebekesi sadece merkezde bulunuyordu. Suyun soğuk fakat acımtrak tadı ise halen aklımdadır. 
Sonra bu evlerin bahçelerinde ki kavak ağaçlarını hiç unutmam.
Yaz akşamlarında hafifçe esen meltem eşlinde bu ağaçların yapraklarından çıkan hışırtı bize adeta şarkı gibi gelirdi.  Doğanın müthiş melodisi işleğinde  bahçelerde ve kapı önlerinde  komşularla içilen çay eşliğinde ki sohbetler ile geceler uzayıp giderdi.
Gündüz vakitlerinde ise Gebze apayrı bir güzeldi.
İbrahim Ağa Caddesi olarak bilinen ancak eski ismiyle eski İstanbul yolunun  Akse Sapağına kadar ulaşan ve oradan köylere kadar  olan yol sakindi.
Tek, tük arabalar geçerdi. Öyle ki zaman araç geçmediği saatler olurdu. 
Yoldan geçen herkes bir ötekini mutlaka tanır ve selam verirdi.
Şimdi öyle mi?
Gebze'de  kimse artık ötekini tanımayı bırak  selam vermiyor.
Gebze sokakları eski güzel ve sakin günlerinin çok uzağnda artık.
Sokaklar Suriyeli, Malezyalı, Iraklı bilmem nereli bir takım insanlarla dolu.
Yollar ise artık araçtan geçilmiyor.
Nefes alacak halimiz kalmadı.
Eski güzel  Gebze günlerini şimdi sadece hayalimizde yaşatıyoruz.
Sadece hayalimizde..
 İNTERNET HAPİSHANESİ
Modern zamanlarda insan karakterini, davranışı belirleyen yegâne unsur yaşanan teknolojik çağın gerekleridir.
Nedir bunlar?
İnsanlar teknolojinin baş döndüren gelişmesine bağlı olarak gerçekten sanal alemin esiri haline gelmiş durumda.  Düşünsenize internet üzerinden oluşturulan sosyal medya ağları ile kitleler bir şekilde kontrol altına alınıyor ve istenildiği gibi yönlendiriliyor. En ilginci ise milyonlarca, hatta milyarlarca insan internet sayesinde bir şekilde sanal bir hapishaneye tıkılmış durumda.  Yaşama dair her türlü tepki ve isyan sanal ortamda bir şekilde bastırılıp kitlelerin gazı alınıyor.
Sosyal alem veya internet denilen aslında insanın yaratılışında ki en önemli özeliklerini de yok ediyor.
Mesela, sesli olarak konuşmak yerine yazarak kendimizi ifade ediyoruz. Karşımızdakine üzgün ya da sevinçli olduğumuza dair mimiklerimiz yerine ‘smiley’ işaretleri ile bunu anlatmaya çalışıyoruz. Ses yok, his yok. Sanal bir ortamda kişi aslında tek başına ve yalnız olduğunun farkında değil. İnternet veya sosyal alem aynı zamanda bireyin yani kişinin tek kişilik hücresi de oluyor.  Ancak bunun farkına varmak hiçte kolay değil.
Önümüzde ki yılar, on yıllar veya bir yüz yıl sonra insanların internet ve sosyal alem dışında çok daha farklı bir teknolojik evrede yaşayacağına inanıyorum. Çünkü  bilim ve teknoloji insan eliyle yine insan aklının alamayacağı buluşların yaşanmasını sağlayacaktır. 
 

Bu yazı toplam 566 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.