1. YAZARLAR

  2. MUSTAFA CERİT

  3. DİYANET’İN TARKATLAR RAPORU 5
MUSTAFA CERİT

MUSTAFA CERİT

Yazarın Tüm Yazıları >

DİYANET’İN TARKATLAR RAPORU 5

A+A-

NORŞİN DERGÂHI: 
Faaliyet ve yayınları:  Norşin tarikatı adını, Bitlis ili, Güroymak ilçesinin ilçe olmadan önceki adı olan Norşin köyünden almaktadır. Norşin Türkiye Nakşibendilerinin bir kısmının tarikat silsilesi, Norşin’li olan Şeyh Abdurrahman-ı Tagi’ye dayanmaktadır. Şeyh Abdurrahman yetiştirdiği talebelerle Doğu Anadolu bölgesinde Nakşibendi-Halidi meşrebine göre bir tasavvufi yaşantıyı benimsemesinde etkili olmuştur. Norşin, tarihsel açıdan Nakşibendi-Halidi tarikatının en önemli merkezlerindendir.  Norşin medresesi de burada bulunmaktadır. 1924 yılında medreselerin kapatılması nedeniyle, illegal medreselerde faaliyetlerini sürdürmüşler, buradan yetişenler, müftü ve imam olarak görev almışlardır. Halen bilinen dört adet medreseleri vardır. Yayın organları yoktur. 
ÖMER ÖNGÜT (HAKİKAT GRUBU)
Faaliyet ve yayınları: 1950 de faaliyete başlamıştır. Dini eğitimi yoktur. Hakikat vakfı ve aylık Hakikat dergisi aracılığı ile faaliyet yürütüyor. Yapının faaliyet merkezi Adapazarı’dır. Öngüt, dini eğitimi olmamasına rağmen, kendisinin, gerçek mutassavvıf, Mehdinin habercisi,” Hatmü-l evliya” olduğunu iddia ediyor. Diyanet çalışanlarına kumarhanede, gazinolarda çalışın daha hayırlı olur diyebilmektedir. 
Kendisi gibi düşünmeyen cemaat ve tarikatları düşman görmektedir. 
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (SÜLEYMANCILAR)
Faaliyet yayınları: Süleyman Hilmi Tunahan öncülüğünde meydana çıktığı için Süleymancılık denilmektedir. İmam hatip liselerine olumsuz bakmaktalar. Tunahan’ın ölümünden sonra damadı Kemal Kaçar görevi devraldı. Almanya’ya işçi göçünden sonra Almanya’da da faaliyete başladılar. Siyasetle de yakından ilgidirler. Duruma göre değişik partilerden milletvekili çıkarıyorlar. Kemal Kaçar’ın da 2000 de ölmesi üzerine, Tunahan’ın torunu Arif Ahmet Denizolgun göreve gelmiştir. Denizolgun’un 1916 da şüpheli ölümü ile Alihan Kuriş görevi devralmıştır. 
Nakşi geleneği içerisinde filizlendiği halde, kendilerini bir tarikat olarak nitelemeyen Süleymancılar son derece içe kapalı bir yapıya sahiptirler. Yayın organları olan “Yedi Kıta” dergisi, “Tarih, İnsan ve Hayat” dergisi aktüel içerikli olup tarikatın özgün görüşlerini yansıtmıyor. Gruba ait medya ve sosyal medya bulunmuyor.  Özelliklerinden biri, diğer birçok tarikat gibi, Allah ile şahısların doğrudan temas kuramayacağı, bir aracının olması gerektiğini, bu aracının da Tunahan olduğunu savunurlar. Gruba katılanlara ilk iş olarak bağlılık ve gizlilik konuları öğretiliyor. Kendilerini Nuh’un gemisi olarak görüyorlar. Tarikata göre Türkiye Müslüman değildir, Müslüman olmayandan faiz alınabilir. Kazanması kesin olduğundan emin olunan kumar da oynanabilir. Önceleri hac’ca soğuk bakarken, son zamanlarda kurdukları turizm şirketleri ile haç organizasyonu yapıyorlar.
Cemaat içinde yaşatılan sembollerdin biri, dua edilirken ellerin birleştirilmesi, diğeri ise erkeklerin mavi- lacivert renkli örgü takkelerdir.
Cemaate göre, “Devletin din görevlileri Deccal’ın ordusudur” , “Süleymancılık bir gün hükümran olacak, Süleymancı olmayanlar soğan gibi doğranacaktır”   
Orta ve Yüksek Öğretim öğrencileri için yurtlar, Süleymaniye Eğitim Kurumları ve Kur’an kursları faaliyetleri içindedir. Süleymancılara ait yurtlar, dayak, yurttan kaçma, intihar, şüpheli ölümler, Konya Taşkent’de LPG patlaması, Adana Aladağ’da yangın felaketi ile gündeme gelmişlerdir.
Tarikatın yabancı istihbarat örgütleri ile ilişkileri olabileceği söylenmektedir. Yeni bir Fetö olayı ile karşılaşmamak için araştırılması gerekmektedir. Cemaatin özel bir yemini vardır. 
Tarikattan ayrılan bir milletvekilinin anlatımlarına göre, cemaat bölgelerde kolordu kumandanlığı adı altında birimler oluşturmuştur. Kamu kurumlarına sızmak da görevleri arasındandır. Cemaat 16 yıldır derin güçler tarafından yönetilmektedir.

SONUÇ: Toplumun ahengini bozan, dini ve dinî değerleri istismar eden ve ferdin bireysel sorumluluğunu ve iradesini ortadan kaldıran her türlü akıma karşı toplumsal bilincin arttırılması ve farkındalık oluşturulması için şu dört unsur öne çıkmaktadır. 
Hukuk
Milli Eğitim, 
Diyanet İşleri Başkanlığı
İlahiyat Fakülteleri
Devletin öncelikle ele alması gereken tedbir, ülkemizdeki dini hareketlerin şeffaflığını sağlayacak yasal çerçeveyi ortaya koymasıdır. Söz konusu yapıların hukuki çerçeve içine alınması, kamu otoritesince denetlenmesini, kontrol altında tutulmasını mümkün kılacaktır.    
SON
Özet olarak rapor böyle. Benim rapordan çıkardığım sonuç, devlet tarafından ilk hedef olarak ele alınacak en tehlikeli iki tarikat var. Süleymancılar ve Menzilciler. Diğerleri daha sonra ele alınabilir.

Bu yazı toplam 608 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar