1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. ÇAĞDAŞ, BİLİMSEL, LAİK EĞİTİM NASIL BİTİRİLDİ
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇAĞDAŞ, BİLİMSEL, LAİK EĞİTİM NASIL BİTİRİLDİ

A+A-

16 Temmuz 1921’de sıcak bir yaz günü Ankara’da bir Maarif Kongresi toplanmıştı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk orada toplanan öğretmenlere yeni nesli yetiştirirken uymaları gereken şu esasları göstermiştir:
1. Eğitim milli olmalıdır.
2. Milli terbiye programında, milletimizin gelişmesine engel olan ve o güne kadar uygulanan eski eğitim içinde yer alan hurafeler ile bize uygun olmayan yabancı etkiler ister doğudan gelsin ister batıdan bulunmamalıdır.
3. Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara bilhassa varlığına ve birliğine saldıran yabancı güçler ve fikirlerle nasıl mücadele edecekleri öğretilmelidir. Bu bilgilere sahip olmayan fertlerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık hakkı yoktur.
4. Gelecek için hazırlanan vatan evlatlarına her türlü zorluk karşısında yılmamaları öğretilmelidir.
5. Aileler de çocuklarının gelecekleri için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamalıdır.
Bu esaslar Atatürk’ün daha Kurtuluş Savaşı sırasında eğitimle ilgili politikalar geliştirmeye başladığını göstermektedir. Onun Eğitim Politikasının asıl hedefi Milli, Lâik, Cumhuriyetçi ve Çağdaş bir nesil yetiştirmektir. Bu şekilde hem Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri sağlamlaştırılmış olacak, hem de en kısa zamanda çağdaş medeniyet seviyesine ulaşılacaktır.
EĞİTİM BİRLİĞİ
Atatürk’ün eğitimde gerçekleştirdiği en önemli  devrimlerden  biri 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat yani eğitimin birleştirilmesi hakkındaki kanunla gerçekleşmişti. Bu kanunla Osmanlı Devleti’nden beri süregelen eğitimdeki ikiliğe son verilmiştir. O zamana kadar ülkemizde bir yanda dini eğitim veren okullar, diğer yanda ise lâik eğitim veren kuramlar vardı. Bu kurumlardan her biri kendine göre bir eğitim programı izliyor ve sonuçta iki ayrı insan tipi yetiştiriyorlardı. Bu durumun sakıncaları Kanunun gerekçesinde şöyle ifade edilmiştir. “İki türlü terbiye ve öğretim bir memlekette iki türlü insan yetiştirir. Bu ise duygu birliği, fikir birliği ve dayanışma amaçlarını toptan mahveder, yok eder”. Bu sakıncayı ortadan kaldırmak için çıkarılan kanunla 1924 yılından itibaren bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmış, tümünde çağdaş, lâik eğitim verilmesi sağlanmıştı.
HARF DEVRİMİ 
Mustafa Kemal Atatürk Türk halkının % 9O’ının okuma yazma bilmemesini bir ayıp olarak görmüştür. Bu cehaletin önüne geçmek için yaptırdığı araştırmalarda en büyük nedenin Arap harflerinde olduğunu anlamıştır. 1928’de gerçekleştirdiği harf devrimiyle  Türkçe sözcükleri ifade etmekte yetersiz kalan Arap harflerinin yerine Lâtin harflerini getirmiştir. Bu büyük devrim desteklemek ve okur yazar sayısını artırmak için Milllet Mekteplerini kurmuştur. Baş öğretmenliğini yaptığı bu okullar vasıtasıyla 1.240.000 kişinin okuma yazma öğrenmesini sağlamıştır. Harf devrimi  öncesi % 10 olan okur yazar oranı kısa bir süre içinde % 20’ye çıkmıştır.
BUGÜN EĞİTİMDEN CEHALET FIŞKIRIYOR
Ülkemiz de eğitimin geldiği son nokta gerçekten dehşet verici düzeyde.
Öyle bir eğitim sistemi yarattılar ki neresinden bakarsanız gerçekten tam bir cehalet fışkırıyor. 
Laik, bilimsel ve çağdaş eğitimin yerini artık hurafe ve bir takım dogmalarala bezenmiş eğitim sistemi aldı. 
İlkokuldan, üniversiteye kadar tüm eğitim kurumlarında artık ‘siyasallaşmış’ ve o anlayışıyla uygulanan eğitim sistemiyle çocuklarımız yetiştiriliyor. 
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın kafası daha küçük yaşta bu sakat ve zararlı eğitim sistemi ile yıkanıyor ve tahrip ediliyor.
Okullarda çocuklara artık Cumhuriyet, Atatürk sevgisi öğretilmiyor onun yerine bir takım liyakatsiz müdürlerin, öğretmenlerin eliyle çağdışı bir eğitim in uygulanması için çaba gösteriliyor.
 

Bu yazı toplam 575 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.