5 Eylül 2010 Pazar 15:23 Giriş Sayfam Yap    |     Sık Kullanılanlara Ekle    |    Arşiv    |    Haber Yolla    |    Seri İlanlar    |    Reklam    |    Künye    |    Radyo TV    |    Bize Ulaşın
 
 
 
 
Belediye hizmetlerinden memnun musunuz?





 
 
Acil Telefonlar
Hastaneler
Gebze Protokolü
Yerel - Ulusal Gazeteler
 
 
 
 
 
    Gösterim   :   2778908
 
    Bugün   :   1417
 
 
BAĞNAZLIK,KADERCİLİK VE BİLİM..
28 Mayıs 2010 Cuma 17:39
Ertuğrul KAZANCI bilinmiyor
Bağnazlık; “Bir inanışa aşırılıkla bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı tartışmaksızın yadsımak” şeklinde tanımlanabilir. Kadercilik ise; “Müdahale edilemeyen kesin yazgı,kaçınılamaz alın yazısı” olarak karşılık bulabilir.Bilim kavramını niteleyen yaklaşım; “Genel geçerlilik ve kesinlik özellikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi,araştırma ve deneye dayanan  somut verilerin tümü” anlamında ortaya konulabilir.
 
Cumhuriyet ve devrim sürecimizin başlangıç yıllarında toplumsal esas; “Yaşamsal yol gösterici öğenin, bilim olduğu” zeminine oturtulmaya çalışılmıştır. “Hurafe ve safsataları” yani; “Boş inanç ve temelinden asılsız eğilimleri” halktan arındırmak amaçlanmıştır. Ama yüzyıllarca hanedanlıkların uyruğu kılınan beyinlerdeki; efsanelere dayalı fantastik hayallere sürüklenmiş,bağnazlık ve kaderciliği benimsemiş sosyal gerçeği devirmek kolay olmamıştır.Akıl dışı saplantıların buyurgan egemenliklere dayanak olduğunu bilenlerin,bilimsel yöntemleri toplumsal yapıya uygun görmedikleri de bir tarihsel gerçektir.
    İrdeleme:
    İnsanlık dünyası için en büyük tehlike, bağnazlıktır.Gerçekçiliğe oturmayan yapısıyla bağnazlık,körü körüne inanışlar silsilesidir.Bilimsel yaklaşımların yadsındığı kadercilik ise toplumsal yaşamı,insani işlevsizlikle içselleşmiş kaçınılmaz alın yazılarına bağlar.İşte bizim yıllara yayılmış toplumsal sorunumuz budur.
    Çok partili yaşamın hoşgörülü ortamından yararlanarak ,Cumhuriyet ve devrim öncesi terk edilen neler varsa onları kotaranların karşıdevrimci etkinliği, 1950’lerden beri  bu ülkede sürmektedir.Halkın duyarlı bulunduğu yerlerden yakalanarak aldatılması, İsmet İnönü’nün deyişiyle; “Görülmemiş bir hünerle ve yarışılamaz halde yapılmıştır”.Bu hünerli dönemin başlangıcı bile ilginçtir. Çünkü, çiftçiyi topraklandırmak için 1945 yılında yasa çıkarmaya çalışan Cumhurbaşkanı İnönü’nün tasfiye ettiği; vahşi liberalizmden yana,feodal ve demagog kadro,topraksız veya az topraklı köylünün ağırlıklı desteğinde iktidar olmuştur.1950’li yıllarda % 65 oranındaki kırsal yaşam oranının, yeni iktidara çoğunlukla nasıl destekçi olduğu anlaşılır gibi değildir.Anlaşılır kısmıysa;bağnazlık ve kaderciliğin öne çıkarılmasına ilişkin politikaların kitlelere ustaca sezdirilmesindeki başarıdır.Çünkü bilimsel özümsemelerin yerleşmediği toplumlarda beğeni ve etkileşim, ruhsal istismarlardan  etkilenir.
    Aydınlanma devrimini tümüyle yadsıyan siyasal iktidarların; “Bir lokma bir hırka” ilkesini esas alan tutumları,bu ülke halkına zahmetsizce sunulabilmiştir.Halktan yana siyasal eğilimlerin,  kısa ömürlü koalisyonlar yoluyla hükümet kurmaları bir kenara bırakılırsa;kamu esenliğini dışlayan,piyasa ekonomisiyle kitleleri ezen ve teokratik çarpıtmalarla ülkeyi karartanların varlıkları hiç eksilmemiştir.
     Bu ülke uzun yıllardır bağnazlık ve kaderciliği öne alan yönetsel erk sahiplerinin etkinliği altındadır.Bilimsel kaynaklardan değil,”ulema” olarak tanımlanan ama gerçekçiliği asla bilinmeyen esintileri tanık tutanlar, topluma zarar vermektedirler.Dinsel literatürde  öngörülen; “Bilimi arayınız” yönlendirmesini yadsımakla özdeş kadercilik mucitlerinin mantaliteleri,Cumhuriyet’in devrimci sosyolojisini  zedelemektedir.Dinsel terminolojide bile;akıl ve bilimi önde tutan kesin tavırdan sonra ancak kaderciliğe yanaşılırken,farklı  tercihler yapılmaktadır.
       Bağnazlık ve kadercilik çizgisinde yapılan siyasetlerin gölgesindeki ülkemizde durum nedir? 1925 yılında kapatılan tekke ve zaviyeler, tarikatlarla bezenerek günümüzde ayaktadır.Öznel vicdanda sadece kişiyi ilgilendirerek yer tutması gereken dinsel inançların yine siyaset öğesi yapılması son kertededir. Ulus,tam bağımsızlıktan;emperyalist bağdaşıklığa getirilmiştir.Kamu malları yok pahasına satıp,savılmıştır.Liman,tersane,nehir,baraj ve elektrik santralleriyle bazı ulusal bankalar yerli ve yabancı işbirlikçilerin ellerine geçmiştir.Sosyal devlet silinmiştir.Devlet memurları,görevden alınma ve sürgünlerle uğraştırılırken,işçiler taşeron firmaların tutsakları edilmiştir.Çalışma alan güvensizliği; “Mesleki kadere” bağlanmaktadır.İşsizlik alabildiğinedir.Genç kuşaklar;ulusalcı,devrimci ve yurtsever ülkülerden uzaklaştırılmıştır.Feodal,şoven ve liberal üçgen Türkiye’yi Kemalist ilkelerden alıp karanlıklara savurmaktadır.
     Sonuç:
     Halkın saf duygularından siyaset metaı çıkartan ve bu yolda gerçekten beceri sahibi olan karşıdevrim cephesinin bağnaz tutumu ve kadercilik oyunu,  bu ülke ve ulusun elbette geleceği değildir.Devlet yönetiminde bilimselliği esas alan demokratik toplumsal bir güç,Cumhuriyet ve devrimin onuruyla yoğrulmuş gelecekteki yönetsel bilinci  sağlayacaktır.
Yazar  : Ertuğrul KAZANCI
       
 
                                                  Toplam ( 0  ) adet yorum bulunmaktadır.
Diğer yorumları göster
                                                                                          
 
     
              Diğer Yazılar
 
BAĞNAZLIK,KADERCİLİK VE BİLİM..  
SİYASAL LİNÇ TERTİPLERİ…  
NAMUS VE CESARET..  
“HER ÖNLEM ALINMIŞTIR”  
YENİ VE ESKİ YILLAR ÜZERİNE..  
ÖVÜNMEYE BAKINIZ…  
 
 
            Manşetler
 
Köşker, Karabulut’u sinirlendirdi  
Haydaroğlu, ihale alan firmaları sordu  
Denize girilecek yerler belirlendi  
Mühendisler Nazım’ı andı  
Pomak Türklerini anlatan kitap tanıtıldı  
Vali Sözer ilimizden ayrıldı  
48 ton kaçak akaryakıt ele geçirildi  
Deprem Tiyatrosu 17 bin öğrenciye ulaştı  
Çayırova’da altyapı çalışmaları  
Araziler için  uzlaşı kararı  
 
   
İsmail KADI
 
HERŞEY GÖSTERMELİK!...
   
İsa TURHAN
 
Bugün mütevazi ol(a)mayacağım
   
Levent ALTUN
 
İnsan işçiler, robot işçiler
   
Barbaros TANTAN
 
Grev, sürgün, işgal ve cezaevi (3)
   
Cengiz Akgün
 
Bu nasıl Kent Konseyi?
   
Meral ERDOĞAN
 
MOLLAOĞLU YİNE SÖZÜNDE DURMADI...
   
Mesude AKYOL
 
Bu ne oğlum?
   
Barış Ateş
 
Kefensiz Kar Çiçekleri
   
Tuncer ALTUNBULAK
 
EĞİTİM VE DEMOKRASİ
   
ZAFER PESEN
 
Kara leke
   
Uğur GENCER
 
BU İKİNCİ LASTİKÇİ SOYGUNU
   
Sedat AYDIN
 
BEN OLSAYDIM…
   
Ertuğrul KAZANCI
 
BAĞNAZLIK,KADERCİLİK VE BİLİM..
  Son Dakika Haberler   -   Arşiv   -   Gizlilik   -   Reklam   -   Künye   -    Bize Ulaşın