1. YAZARLAR

  2. Cengiz Akgün

  3. 19 MAYIS 1919’UN 100. YILI
Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

Yazarın Tüm Yazıları >

19 MAYIS 1919’UN 100. YILI

A+A-

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlatmak için 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştı. 
Sonrasında ise  bilindiği gibi ardı ardına yapılan kongreler yapılmış ve  ülkemizi  işgal edenlere karşı  topyekûn bir savaş kararı alınmıştı.
Atatürk Nutuk’ta o süreci şöyle anlatıyor:

“İşte, daha İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar, bu karar olmuştur.
Bu kararın dayandığı en sağlam düşünüş ve mantık şu idi: Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve Şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne denli zengin ve gönençli olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan kendini kurtaramaz. Yabancı bir devletin koruyuculuğunu istemek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve beceriksizliği açığa vurmaktan başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağılık duruma düşmemiş olanların, isteyerek başlarına yabancı bir yönetici getirmeleri hiç düşünülemez. Oysa, Türk'ün onuru ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir.
 Ö y l e y s e,   y a   b a ğ ı m s ı z l ı k,   y a  ölüm!  
 İşte gerçek kurtuluşu isteyenlerin parolası bu olacaktı. Bir an için, bu kararın uygulanmasında başarısızlığa uğranılacağını düşünelim. 
Ne olacaktı? 
Tutsaklık. 
Peki efendim, öteki kararlara uymakla da sonuç bu çıkmayacak mıydı? 
Şu ayrımla ki, bağımsızlığı için ölümü göze alan ulus, insanlık onur ve şerefinin gereği olan her özveriye başvurduğunu düşünerek avunur ve elbette, tutsaklık zincirini kendi eliyle boynuna geçiren uyuşuk, onursuz bir ulusla karşılaştırılınca, dost ve düşman gözündeki yeri çok başka olur. Sonra, Osmanlı soyunu ve devletini sürdürmeğe çalışmak, elbette Türk ulusuna karşı en büyük kötülüğü yapmaktı. Çünkü ulus, her türlü özveriye başvurarak bağımsızlığını sağlasa da, padişahlık sürüp giderse, bu bağımsızlık güvenli sayılamazdı. Artık yurtla, ulusla hiç bir vicdan ve düşünce bağı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve ulus bağımsızlığının
ve onurunun koruyucusu durumunda bulundurulması nasıl uygun görülebilirdi? "
"...
Son sözlerimi özellikle memleketimizin gençliğine yöneltmek istiyorum.
Gençler!
Cesaretimizi artıran ve sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfanla, insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız.
Ey yükselen yeni nesil! .. 
Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk. 
Onu yüceltecek yaşatacak olan sizsiniz..."
"...
Bu konuşmamla, millî hayatı sona ermiş sanılan büyük bir milletin bağımsızlığını nasıl kazandığını ve bilim ve tekniğin en son esaslarına dayalı, millî ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmağa çalıştım.
Bugün ulaşmış olduğumuz sonuç, yüzyıllardan beri çekilen millî felâketlerden alınan derslerin ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Bu sonucu, Türk Gençliğine emanet ediyorum..."
 
Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK.”
Tam bağımsızlık yolunda  verilen büyük mücadelenin 100’ncü yılında  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, şehitlerimizi, gazilerimizi saygıyla anıyorum.

Bu yazı toplam 563 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.